Sessizliğin hükmettiği odamda birbaşımayım yine.Hava soğudu sanki , kimbilir sen yoksun diye belkide bu titreme... üşüyorum...
Üşüyorum...
Kaç adımda biter bu yalnızlık? Kaç uykusuz gece daha geçirmeli bu hüznü sıyırıp atmak için üzerimden?
Yine cevapsız sorular... Ne kadar da çoğaldılar.Her biri cevaplanmayı bekliyor
"Umutsuz Vakalar" ardiyesinde...
Sustuğum kadar konuşuyorum içimden . Sır'larım var bir ben biliyorum , bir de beni bilen... (Allah'ım)
Susuyorum uzunca... Kirlenmesin istiyorum safhane duygularım.El sürmesinler istiyorum yüreğime.
Tek sana kalayım istiyorum belkide...
Diyemiyorum.
Susuyorum uzunca... Yanağıma vuruyor fırtına sonrası yağmur.Ağlıyorum.Hani çıksan diyorum karşıma aniden , gülebilsem.Gülebilsek...
Yüreğim ağır gelmeye başladı artık.Anlıyorsun değil mi susmalarımdan?Ağır geliyor ... Belkide fazla geldi bu sevda bana,bilmiyorum ama...
Gitmek için çok geç, görüyorum...
Seviyorum... ...Seviyorum Duyuyor musun?
...
Ya da... Boşver duyma...
Susuyorum uzunca... Susuyorum Susuyorum ...
*ALITIDIR*
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!

Öyle güzel gülümsüyorki gözleringünün kızıl yorganına sarılmış dağların eteklerinde
deniz dans ediyor.
Öyle derin bakıyorki gözlerindamarlarımdaki al yaşamı kalbimden fışkıracakmış gibi.

Öyle hasretle bakıyorki gözlerin
3 günün mucizesinde yaşanacak düşlerin
ufuklara süzülen bir bekleyişin ardından çekilen
sabır çarşafı yırtılırcasına.
Öyle masum bakıyorki gözlerinderin tutku dallarında
koparmaya kıyamadığım meyvelerin bedenimi eritircesine

Öyle dik bakıyorki gözlerin
hayat denen dikenli yolların daglarında
göğsünü gere gere yararcasına.
__Alıntıdır___
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!

Başta kolay değildi çekindim Çok zor oldu söyleyemedim" diye başlıyordu Ferhat'ın şarkısı, Aşk ve Hüzün gösterisi tüm hüznü ile beni sarmışken..
"Kırgın değilim kendim seçtim aslında yalnızlığımı
Sevdim ben olmayı seninle sensizliğimle"
dedi sonra Ferhat.. Beni düşüncelere iyice daldıran son satırı oldu..
"Sonra yıkıldım neden ben sana'Dön'diyemedim."
Yılların öncesine döndürdü şarkı beni.. Sinan'dan ayrıldığı günlerde Sezen uğramıştı bana, yeni şarkısı ile..
"Alışırım zannettiğim yokluğundan acılanmam
Vazgeçmek zor senin o büyülü tuhaf sıcağından
Dön demeye utanırım zavallı korkularımdan
Arkasına saklandığım gururumdan
Geri dön geri dön
Ne olur geri dön
Uzanıp tutuver elimi bir gün
Utanır diyemem ne olur geri dön" diyordu, Sezen de..
Sezen'i çok iyi anlamıştım o günlerde.. Yıllar sonra Ferhat'ı anladığım gibi.. Ben de "Dön" demeyen, diyemeyenlerin başında geliyorum çünkü..
Hayatım boyu çok sevdim.. Deliler gibi sevdim.. Ama hepsi terk ettiler beni.. Çekip gittiler.. Çok düşündüm.. Hala da düşünürüm.. "Gitme" desem ne olurdu?..
"Dön" desem dönerler miydi?..
Yaşam felsefesi, "Bir gün pişman olacaksan, yaptıkların için ol, yapmadıklarından değil. Çünkü yapmadığın zaman neler kaybettiğini hiçbir zaman bilemezsin" olan ben, niye "Dön" demedim hiç birine..
Belki de "Dön" dememi bekleyenlere.. Belki işaret alsalar, koşarak boynuma sarılacaklara.. Hatta yıllar sonra dönmek için ortaya çıkanlara..
Demedim..
Çünkü Hıncal'ı Hıncal yapan unsurların başında iki "G" harfi var.. Gurur ve Güven!..
Birincisi olmazsa ben olmam. İkincisi olmazsa, ilişkim olamaz..
İkinciyi tartışmam bile.. Yaşam güven üzerine kuruludur. Her türlü ilişkide güven esastır. Hele Aşk'ta, hem de nasıl.. Gitti mi, güven yıkılır.. Vazo kırılır.. Diyelim yalvardınız, gözyaşı döktünüz, ikna ettiniz, döndü..
İçinizden "Ya gene giderse" korkusunu, şüphesini atabilir misiniz?.. Şüphe üzerine aşk kurulur mu?. Şüphe ile aşk yaşar mı?. Şüphe kemirir, tüketir. Şüphe varsa, bırakın, bitirin daha iyi.. İnsan sevdiğinden şüphe etmez.
Sevginin, aşkın en geçerli kanıtı budur.
Pekiii.. Aşkta gurur olur mu?.. İşte asıl orda olur tam da..
Ben sevdiğimi yüceltirim.. Kimselerin ulaşamayacağı doruklara oturturum.. O kadın artık gururu olmayan bir erkeği sevemez.. Kendisi için dahi olsa, gururunu çiğneyen bir erkek, artık o kadına layık olamaz..
Sezen'in, Levent'e okuttuğu şarkı neden efsane oldu sanırsınız?..
Neden gençler yıllarca "Yeter ki onursuz olmasın aşk" dizelerini efsane gibi terennüm ettiler.
"Dön" diyemiyorsam, sebebi babamdır. Bana tüm şövalye kitaplarını daha ilkokulda okutarak gururun anlamını beynime kazıyan babam.
Cyrano de Bergerac'ın son sözleri, babamın öğretisi, babamın vasiyetidir bana..
"Her şeyimi koparın, bekletmeyin ölümü;
Alnımdaki defnemi, göğsümdeki gülümü
Koparıp alın! Fakat size rağmen bir şeyim
Öyle bir şeyim var ki, alıp götüreceğim.
Ve bu akşam çıkınca Allahın huzuruna,
Yedi kat gökyüzünün o masmavi nuruna,
Eşikten selam verip karışacağım zaman
Yanımda bulunacak. Allahıma buradan
Lekesiz, buruşuksuz onu götürüyorum!
Evet, ne yapsanız da
Bu benim
Gururum!"

Hıncal Uluç
alıntı
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!