Kadın 'hiç' derse!
Önemli değil, peki, iyi, hiç... Bir kadın size bunları söylediğinde aslında ne demek istiyor hiç düşündünüz mü? İşte yanıtlar...
İYİ: Bir kadın yerden göğe kadar haklı olduğu bir konuda bir erkekle tartışmaya girmişse, erkek artık saçmaladığını bilsin çenesini kapasın diye bu kelimeyi söyler...
5 DAKİKA: Bir kadının "5 dakika"sı yarım saate eşittir, tabii bir erkeğin 5 dakikasının da tv'deki maçın ne zaman biteceğine eşit olduğunu düşünürsek, durum gayet adil...
HİÇ: Bir erkek saatlerdir karşısında somurtan kadına en sonunda "neyin var?" diye sormayı akıl ederse alacağı cevap budur: "Hiç" cevabını alan erkek anlamalı ki az sonra kadının yerden göğe kadar haklı olduğu bir kavga başlayacak ve bu kavga en az "5 Dakika" sürecek...
PEKİ (Tek kaşını kaldırarak): Kadının bu lafının ardından erkeğin bir soru daha sorması büyük cesaret işidir... Çünkü bunun ardından kadın "Hiç" yüzünden sinirlenecek ve bir tartışmaya daha başlayacaksınız.
PEKİ (Normal bir yüz ifadesiyle): Bunun anlamı : "Pes ediyorum" ya da "aman ne halin varsa gör"...
PEKİ (Her iki kaş da havada): Siz öldünüz... 5 gün boyunca sevişmeyi unutun hatta yemeği, ütülenmiş gömlekleri bile...
Derin Bir İç Çekiş: Bu erkeklerin en yanlış anladıkları bir kadın tepkisidir... Derin derin iç çeken bir kadının aklından şu geçmektedir: "Aaah ah bende de akıl olsa "Hiç" yüzünden senin gibi bir aptalla tartışır mıyım?"
Kısa Bir İç Çekiş: Bu da bir kelime değil ama erkeğin kadınlarda doğru anladığı bir tepki... "Kısa Bir İç Çekiş", kadının o an için halinden memnun olduğunu gösterir... Bir erkek bu durumun ne kadar uzun sürmesini istiyorsa, o kadar uzun süre hareket etmemeli ve nefes almamalıdır.
AAAA: Kadının bu kelimeyle başlayan her lafı, eninde sonunda erkeğin başına bela olacaktır... Örnek: "Aaaa dün öyle söylememiştin...", "Aaaa ama ben yemeğe annemleri çağırmıştım..." Bir erkeğin yapacağı en akıllı iş, kadın söze "Aaaa..." diye başladığı anda kapıya doğru yönelmektir.
LÜTFEEEEN: Bunu bir rica kelimesi olan "lütfen" ile karıştırmayın. "Lütfeeeeen" diyen kadın belli ki anlattıklarınıza inanmıyor ve "lütfen beni kandırmaya çalışma yemezler" diyor... Zaten olay bu noktaya geldiyse yapacağınız hiçbir şey yok, Bir yanlışınız geçmişteki ve gelecekteki bütün doğruları ***ürdüğü için yalvar yakar olsanız yine de kadını inandıramazsınız, bu aykı maaşınızı vitrinde görüp aşık olduğu gerdanlığa yatırırsanız belki biraz gülümsemesini sağlarsınız, ama yine de tartışmanızı izleyen "5 Gün" boyunca, cinsel ihtiyacınızı gidermek için elinizde bir erkek dergisiyle tuvalete kapanmak zorundasınız...
ÖNEMLİ DEĞİL: İşte kadının en tehlikeli sözlerinden biri... Yaptığınız bir şeye karşılık olarak kadın size böyle diyorsa, yaptığınız şeyi nasıl burnunuzdan fitil fitil getireceğini düşünmektedir... Çünkü kadının "önemli değil dediği konu tabii ki çok önemlidir, bundan sonra 5 yıl boyunca yapacağınız her kavgada tekrar tekrar gündeme alınacaktır..."Önemli Değil"in ardından genelde "Peki"nin tek kaş havada olan versiyonu gelir ki o zaman anlayın kadın intikam planını çoktan kurmuştur...
SÖYLE HAYATIM: Bu da bir suçunuzu, affedilmez bir günahınızı itiraf etmeniz için kadının size verdiği fırsattır... Bu fırsatı iyi kullanarak dürüst ve makul bir konuşma yapmalısınız.
TEŞEKKÜRLER: Bir kadın size teşekkür ediyor..!! Şaşkınlıktan yere yapışmayın efendim "rica ederim" demeniz yeter.
ÇOK TEŞEKKÜRLER: Bu maalesef "Teşekkürler"den daha büyük bir minnettarlık ifadesi değil.. Bir kadın size "Çok Teşekkürler" diyorsa ya kırıldı ya sinirlendi yani yaptığınız şey bir şekilde ona battı demektir... "Çok Teşekkürler"in ardından genellikle "Derin Bir İç Çekiş" gelir, siz de insanlık hali merak edip "ne oldu" diye sorarsanız, alacağınız cevap... "HİÇ"
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Dün sabah seni bekledim..
8:15 vapuru kalkmak üzereyken. Kapılar kapanırken homurdanıp gelmeyişine!
Üç simit almıştım ! en gevreğinden. Biri sana / biri bana / diğeri martılar için.
Elimde iki gün öncesinin tarihi bir parça gazeteye sarılı üç simit, başım öne eğik ! bir sabah daha seni bulamamanın sarhoşluğu üzerimde. Gelmedin ! bilseydin gelir miydin ?
Oturdum ! yalnızlığımla baş başa kalacağım bir köşeye. Mendil satan çocuklar var etrafımda. Birde inadına bağırıp duran çaycı. Simit kokusu çaya davetiye göndermiş, eksik tek senin kokun!
Vapur ipinden kurtulmuş / gelsen de boşuna olacak. İskeleye bakıyorum / bir el görsem inan içim boşalacak. Yüzlerce insanın ağırlığıyla denizin karnı yarılmış ve saralı hastalar gibi köpürüyor ağzı.
Evet şimdi martı zamanı / geldiler de zaten ! bir bakış atıp uzaklaşıyorlar. Sonra yine geliyor / yine geliyorlar. Sen de gelseydin ya !
Düşünüyorum ! ne kadar da beyazlar, ne kadar özgür. Benim de bir beyaz yanım olsaydı ya !
Kirlenmemiş, saf ve sana benzeyen. Kanatlarım olsaydı ya ! böylesine özgürce çırpacağım.
Offf deli miyim ne, simitler gevrekliğini kaybetmeden yemeliyim. Bir bardak çay önümde hemen
Ortadan ikiye böldüm / buğusu içinde kalmış. Bir dilim martılara / bir dilim sana.
Sahi sen yoksun, olsaydın ister miydin !
Kız kulesi göründü ! Seninle ilk öpüşmek istediğim yer. Saçlarını rüzgara savurup sonra da yakalamaya çalışmak. Peçetelere yazdığım şiirleri, öylesine boşluğa bırakıp martı çığlıklarında dinlemek. Seni seviyorum (u) haykırmak.
Biliyor musun ! buradan sevgiliye ne söylersen söyle tüm İstanbul duyarmış. Balıklar hizaya dururmuş.
Martılar bir başka uçarmış. Vapur sirenleri şarkı gibi ötermiş. Boğazın narin akışı bu feryada selam dururmuş. Bilmiyor musun ! gelseydin bilirdin elbet.
Çay bitmek üzere / simitlerde. Gelemedin / üç simit almıştım / biri bana kaldı ikisi martılara.
Bak aklıma geldi. Zaten bu yolculuk bir bardak çay içme mesafesi ! çabucak bitiyor işte. Biliyorum yan dönmüş vapur/ yanaşıyor iskeleye. Geri mi dönsem acaba, yoksa bir Üsküdar şiirimi yazsam ! Kararsızım, arkadan bir ses yürümemi söylüyor. Adım atamıyorum / sanki buradasın kokun geliyor.
Sen olmadan seni aramak nasıl bir şey biliyor musun.
Bilemezsin ! gelseydin bilirdin elbet.
Hızlı adımlarla yürüyen insanlara şaşıyorum ! ya sevgili gelir de yetişemezse. Ben yavaş yavaş yürüyorum ! gelirsen yetiş diye..
Üsküdar bir başka, her taraf döner kokuyor. Çıngırak sesler uğulduyor beynimde. Ekmek arası şu kadar diye. Bakıyorum ! genç bir oğlan döner ve ayran ısmarlıyor sevgiliye. Ufak şeylerden mutlu olabilme gerçeği bu sanırım. Dudaklarda ayran bulaşığı izler, sevgilide bir peçete / siliyor narince dudaklarını yarinin. En sevdiğim resim bu, gelmedin ! gelseydin bizde yerdik işte..
Kendimce yollanıyorum sahil boyu. Burada çakıl taşları yok, duvarlar tabela dolu, sevgiliye yazılmış maniler yok. Boya sandıkları dizilmiş boy boy / renk renk. Tüm çocuklar ayakkabılarıma bakıyor.
Çingeneler var / gül demetleri ellerinde. Koşuşturup duruyorlar sağa sola.Hiç biri bana yanaşmıyor
Oysa vazgeçilmezdim onlar için.Neden dersin / bilmiyorsun değil mi?
Gelseydin bilirdin elbet!!
Bir vapur daha yanaştı iskeleye, sonra bir tane daha. Bu işleyiş sürecek gün boyu ben sensiz sen bensiz ! vapurlar habersiz / martılar öksüz.
Gelmedin ! öksüzlüğü bilmezsin elbet. Belki gelemedin.
Biliyorum gözlerinin şu anda dolduğunu. Hem ben nereden bilebilirdim ki göğe gelin olduğunu!!
aLıNtı..
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Adamin biri bilge bir kral olmakla un salmis olan kralin yanina gider.
Krala sunu sorar
'Efendim soyleyin bana hayatta ozgurluk var midir?
'Kral 'Elbette' der,'Kac bacagin var senin?
'Adam soruya sasirarak
'Iki efendim' der.
Kral 'Pekala, tek bacaginin ustunde durabilir misin?
''Elbette' diye cevap verir adam.
Kral
'O halde hangi bacagin ustunde duracagina karar ver'.
Adam biraz dusunur ve sol bacagi ustunde durmaya karar verir.
'Tamam' der kral
'Simdi de oteki bacagini kaldir.
'Adam sasirir
'Bu imkansiz kralim' der.
'Gordun mu? ' der kral 'Ozgurluk budur. Sadece ilk karari
almakta ozgursun. Ondan sonrasinda degil.'
Hayat gercekten boyleydi. Ilk karari aliyordun ve gerisi o ilk karara bagli olarak gerceklesiyordu.
Hayat hata kabul etmiyordu.Ilk kararin dogruysa isler yolunda gidiyordu ama eger yanlis bir karar aldiysan,
hersey zincirleme yanlis gidiyordu.
Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti.
Dogru yerde ateslediginde seni isitacak ates, corbani kaynatacak ates oluyordu, yanlis yerde atesledigin vakit ise icinde bulundugun evle birlikte senide yakiyordu. Hayat oyle basite alinacak bir oyun degildi.
Oyunun kurallarini bilmen ve ona gore oynaman gerekiyordu.
Ama cogu zaman oyunun kurallarini bilmek yetmiyordu.
Cok daha onemli olan baska bir sey vardi. Kendini bilmek...Ne istedigini, neyin seni mutlu edecegini ve kim oldugunu, neler yapabilecegini bilmek zorundaydin.
Ancak o zaman dogru kararlar veriyor ve mutlu bir hayata sahip oluyordun.
Ve kararlar birer kibritti...Ya kendini yakiyordun ya da isitiyordun. ..
Kalıcı
Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!